Su Orucu 2.Bölüm- Bedende Neler oluyor?

Bu uygulamaya en azından ilk seferinde bir partnerle başlamanız tavsiye edilir. Yanınızda biri olması, deneyimlemediğiniz için bilmediğiniz bir süreçte, olmasından korktuğunuz her hangi bir aksilikte size fiziki ve manevi destek verecektir. Ani tansiyon düşmesi/çıkması veya kalp çarpıntısı, ishal, gaz, bulantı gibi semptomlar kişiden kişiye değişebilir, hatta eğer görece sağlıklı beslenen bir hayat düzeniniz varsa bunlara eser miktarda maruz kalırsınız. Ama başlarken bunu pek bilemediğimiz için ikinci kişinin varlığı önemli. Tek başınayken cayma/kaytarma/erteleme kapıları pek bir açık, sağlam cereyan yapıyor hatta.

Ayrıca  “Amaaan şimdi aç kalıp da ne olacak, iki lokma atsam ağzıma ne farkeder” ve benzeri şekilde sizi yoklayan zihinsel şeytanlarınıza karşı da sağlam bir işbirliği yaratıyor emin olun.

Misafirim gelmeden önce buzdolabındaki yiyecekleri mümkün olduğunca tükettim, yeni alışveriş de yapmadım ama ne yalan söyleyeyim benim kilerim, dolabım en boş haliyle bile acil durumda 4 kişilik bir aileyi en az 3 gün aç bırakmaz J

Gelelim Oruç günlüğüne, her günün altında o günün metabolizmada ne işlemler gördüğü bilgisini de bulabilirsiniz.

 

Yasal uyarı: Günlük mecburen biraz b.tan konulara da değinmek zorunda çünkü dışkılama faaliyetinin niteliği, orucun önemli göstergelerinden biri. Sonra uyarmadı demeyin.

 

Orucun 1.günü – Kutsal Çarşamba -10 Temmuz

Sabahtan hayvansal gıda tüketmeden akşamı ettik. 20.00’da cacık ve salatadan oluşan son akşam yemeğimizi yedik. Son lokmadan sonraki ilk duygu “E ama hepsi bu kadar mı, açım ben?” şeklinde özetlenebilir. 4 gün sadece su, kısıtlı miktarda şekersiz çay ve kahve tüketerek geçecek mi gerçekten??? Umarım sürecin bir yerinde birbirimizi yemeyiz.

 

Arada eli kuruyemiş, meyve gibi atıştırmalıklara gidenler için kötü haber: yaklaşık 2-3 saat sonra “canım bir şey yemek istiyor ama ne?” duygusu bir yokluyor. Yaklaşık 10 dakika sürüp geçiyor.

 

İlk gün için, kalın bağırsağı rahatlatmak adına lavman yapılması tavsiye edildiğinden bu uygulamayı yaptım. Sanırım o akşama kadar ilk ve son defa doğuma girmeden önce yapılmıştı, her şeyin bir ilki, bazen de ikincisi varJ

 

Arkadaşım geç saatte de olsa uyudu, belki ben de uyuyabilirdim o hain sivri sinek olmasa. Dolayısıyla tüm gece sabaha kadar ara ara gelen ama 5-10 dakika içinde geçen açlık hissiyle geçti.

 

Sabah 6.30’da kalktık. Alıştığımız üzere kahvaltı yok günün açılışında. Bu gerçeği kabulle ve hem biraz hareket olsun, az da vakit geçsin düşüncesiyle yürüyüşe çıktık. Güneş yakıcı olmaya başlamasaydı belki biraz daha uzun yürüyebilirdik ama malum Temmuz ortası ve Bodrum’dayız. Ertesi gün biraz daha erken çıkma kararı alarak eve attık kendimizi.

 

İçtiğimiz her bardak suyu işaretliyoruz. Su çok önemli, hem açlık hissini bastırıyor hem de az içildiğinde beyin şeker istediğini sanıyor. Yanlış duymadınız, araştırmalara göre beyindeki şeker ve su ihtiyacının kimyasal sinyalleri birbirine çok yakın. O yüzden uzmanlar canınız tatlı istediğinde önce 2-3 bardak su için 15 dakika bekleyin, hala tatlı istiyorsanız kan şekeriniz düşmüştür diye uyarıyor.

 

Geceden uykusuz olduğum için öğlende birkaç saat uyudum. Akşamüstüne kadar 3-4 saatte bir yoklayıp geldiği gibi giden açlık hissi var. Dikkatimi çeken açlık hissinin geliş süresi uzarken, şiddeti de azalıyor. Bu iyi bir şey.

 

Gün sonu raporu: gün içinde 10 bardak su tükettiğim için İdrarın rengi artık şeffafa yakın, dışkılama yok, halsizlik hissi yok hatta enerjik bile sayılabilirim. Bir de burun deliklerim açıldı, bu klima çalıştırmadığımız için olabilir ama aynı zamanda klimaya ihtiyaç duymadığımızı terlemediğimizi ve vücut ısımızın bir miktar düştüğünü farkediyoruz. İlginç. Gönül’de ise daha önce yaşadığı egzama nüksetmiş ilk 24 saatte, sonra semptomlar kaybolmuş.

Birinci Gün Neler olur:

Karaciğerimiz bize 24 saat yetecek kadar enerji depolayan organımız. İnsülin de yağ yakmada ve depolamada etkili olan en önemli hormonumuz.  Besin aldığımız sürece insülin bu besinleri glukoza dönüştürür ve karaciğere yollar. Burada karmaşık zincirler oluşturan Glukoz artık yeni bir isme sahiptir: Glikojen (Karaciğerde depolanan Glikoz)

Glikojen gerektiğinde metabolizmanın en kolay ulaşacağı birincil enerji kaynağımızdır, ama karaciğerin depolayabileceği glikojen miktarı sınırlıdır. O zaman ne yapar? Hooop, limit aşımı miktarı yağa çevirir. Buna “Yeni yağ yapmak” denir. Glikojenin aksine, karaciğerin dönüştürebileceği ve depolayıp kendinde saklayabileceği veya bedenin yağ birikintilerine katabileceği yeni yağ yapma işleminin hiçbir üst sınırı yoktur. Meali, fazla gıdanın kalanı bize yağ katmanları olarak döner. İnsülin seviyelerimiz de tavandır bu sırada.

Orucun ilk 24 saatinde bu işlem tersine döner ve insülin depolardaki enerjiyi yakmaya başlar. Önce karaciğerdeki glukoz parçalanmaya başlar, sonra sıra yağlara da gelecek ama bu 1.günün işi değil henüz. Sırayla… Karaciğerdeki glukozun parçalanmasıyla insülin seviyesi normale dönmeye başlar.

Özetle 1. Günün kazanımı insülin seviyesinin normale dönmesi ve 24 saatten fazla enerji (Glukoz) depolamayan karaciğerin yeni enerji kaynağı için harekete geçmesidir. Bunu nereden sağlayacaktır? Ya yeni alacağımız besinlerden ya da depolanan yağlardan. Yani ikinci ve üçüncü güne geçmek için bu bilgi sağlam bir moral kaynağı. O yağlar yakılacak arkadaş. Zaten 24 saat aç kalmışız ki çok da zor geçmedi. Hadi o zaman ikinci gün başlasın.

 

Orucun 2.Günü- Çözülme Perşembesi- 11 Temmuz

 

Sabah yürüyüşü enerjik başladı, bir önceki güne göre biraz daha uzattık rotamızı, kapari topladık bir trilaylom havası ikimizde de. Dönüş yolunda enerjimiz biraz düşer gibiydi hani şu “ayaklarıma kara sular indi” hali. Sanki tüm ağırlığımız ayaklarımızda toplanmıştı ya da yer çekimi bizim bölgeye özel biraz artmıştı hissi. Akşamüstüne kadar biraz dinlenip biraz iş yaparak geçirdikten sonra, Gümüşlük sahile inerek keyifli bir meditasyon yaptık. 2 gündür şamanların özüt dediği kök çakra bölgesindeki ruhun ateşini canlandırma meditasyonları ve Reiki çalışmaları yapıyoruz zaten. Huzurlu bir meditasyonun arkasından dönüşte ilk semptomlar başladı. Ayağımın altında yanma ve egzamaya benzer bir kaşıntı, 20’ye çıkan tansiyon ki bu kısmı 2 sene önce böbrek taşı düşürürken yaşamıştım. Büyük tansiyonla küçük tansiyon arasındaki fark 4 yerine 10 oldu ve bu biraz sarsıcıydı. Böbrek, bedende fiziksel (taş düşürme, baş ağrısı, adet sancısı vs)  veya duygusal (gerilimli deneyimler ya da travmatik olaylar)  baskı altında stres hormonu üretiyor ve bu hormon da büyük tansiyonu yükseltiyordu, bunu biliyordum.  Bu iki semptom bize yapılan uyarıyı hatırlattı: Vücutta var olan rahatsızlıklar kısa süreli nükseder ve sonra geçer, no panic J Birsen’in hemşireliği eşliğinde bol limonlu su tüketip saat başı tansiyon ölçerek geçti akşam.

Gece hem Birsen hem de bende kısa süreli çarpıntı oldu.

Hala terlemediğimiz gibi Temmuz ortası Bodrum’da bayağı bir üşüdük, üstümüzü örtecek kadar diyeyim siz anlayın.

Birsen’de dışkılama var bende tık yok durumuna bozulduğum için ikinci lavmanı uyguladım.

Gün sonu raporu: Hala beklediğimiz o ince bağırsak temizlenmesine işaret eden boşaltım yok, gerçi bunun için erkenmiş biz de 7 aylığız zaten. Açlık hissi düne göre oldukça az hatta kendimizi ruhen ve fiziken daha dingin hissediyoruz itiraf edelim.

 

İkinci Gün Neler Olur?

24-48 saat arasında, karaciğer boşalan glikojen depolarını doldurmak için glukoz yapmak zorundadır. İşte incelik burada başlar. Yeni besin girişi olmadığı için karaciğer depolardaki malzemeyi (aminoasitleri) kullanarak yeni GLUKOZ yapar. Bu aşamada diabetik olmayanlarda glukoz seviyesi düşse de normal aralıkta kalmaya devam eder. Düşen insülin de yavaş yavaş yağları parçalamaya hazırlanır. Farkındaysanız beden iletkenliği sağlamak için yeter miktarda su aldığı sürece, içeride bir kimya laboratuvarını çalıştırarak elindeki malzemeyle enerji üretmeye devam ediyor. Çok fazla halsiz kalmamanın ve günlük işlevlere devam edebilmenin arkasındaki sihirli formül bu.

 

Yağ yakmanın başlangıcındayız artık. 3.Günü heyecanla bekliyoruz.